Köyler, yalnızca tarım ve hayvancılığın yapıldığı yerler olmayıp üretimin, emeğin, dayanışmanın, kültürün kuşaktan kuşağa aktarıldığı yaşam bilgisinin merkezleridir. Ancak son yıllarda kırsal alanlardan kentlere doğru artan göç, bu güçlü bağı giderek zayıflatmıştır.
Bugün milyonlarca genç, tarımsal üretim sahasından uzakta, betonlaşmış ortamda büyümektedir. Her gün sofrasına gelen meyve ve sebzenin nasıl yetiştirildiğini bilmediği gibi insan doğasına uygunluğunu da bilmeden bu ürünleri tüketmektedir. Köylerin boşalması sadece fiziki anlamda bir nüfus kaybı değil telafisi mümkün olmayan tarım kültürünün de kaybıdır.
Bir tarafta terkedilen kırsal mekanlar diğer tarafta bu nüfusu çeken, hızla betonlaşan ve birçok sosyolojik sorunların yaşandığı şehir ortamları. Buna göre köylerin boşalması yalnızca kırsal alanların sorunu değil, yığılmanın olduğu şehirlerin de sorunudur.
Bu nedenle artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Köyleri, gençler için yeniden cazip hale getirebilir miyiz ve ne yapmalıyız?
Cevap: Evet. Ancak bunun için kırsal mekanı geçmişin şartlarına mahkûm etmek değil, çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde YENİDEN TASARLAMAK gerekir.
Kırsal Kalkınmanın Yeni Anahtarı: Modern Köy Modeli
Köye dönüşün gerçekleşebilmesi için sadece “toprağa dön” çağrısı yeterli değildir. İnsanların köyde yaşamak istemesi için modern konutlara, güçlü internete, sosyal alanlara, eğitim imkanlarına, sürdürülebilir üretim sistemlerine ve ekonomik kazanç sağlayan modellere ihtiyaç duyulmaktadır.
Yeni kırsal kalkınma modeli; çağımızın teknolojik gelişmelerini içeren tarımı, hayvancılığı, enerjiyi, eğitimi, sosyal yaşamı ve pazarlamayı birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla kurulmalıdır.
Bu modelin temel hedefi: Köylerin günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilir kapsamda olmasıdır. Bunun için ise aşağıda ana hatları ile verilen sekiz ana başlık altındaki sistemin kurulması ve yatırımların bu doğrultuda yön kazanması önem taşımaktadır.
1. Hayvancılıkta Yeni Dönem: Organize Ahır Sistemi
Geleneksel köy yapısında bireysel olarak modern ahır kurmak, birçok çiftçi için oldukça maliyetlidir. Bu nedenle de ahırlar evlerin hemen yanında veya altında yer almaktadır. Bu durum çevre kirliliğine, kötü kokuya ve verim kaybına yol açabilmektedir.
Bu sorun, ahırları köyün içinden çıkararak Organize Sanayi Bölgeleri sistemine benzer bir şekilde kurulacak Organize Hayvancılık Alanları (Bölgesi) ile giderilebilir.
Bu sistemde ahırlar, köy yerleşiminden uzak ama kolay ulaşılabilir bir noktada toplanabilir. Böylece hem köy içindeki yaşam kalitesi yükselir hem de hayvancılık daha modern, temiz ve verimli hale gelir. Bu uygulamanın kazanımları:
- Modern ve çevre dostu ahırlar
- Kamera ve güvenlik sistemleri ile takip
- Veteriner ve zooteknist desteği ile bilimsel destek
- Ortak yem depolama alanları
- Düzenli bakım, besleme ve sağım hizmetleri
- Atık yönetimi ve biyogaz üretimi
- Güneş enerjisiyle çalışan düşük maliyetli işletmeler
Bu sistem sayesinde hayvan bakımı daha profesyonel yapılır, süt ve et verimi artar, üretici maliyetleri düşer. Aynı zamanda köy içinde daha temiz, düzenli ve yaşanabilir bir çevre oluşur.
Ancak bu hizmetleri verebilecek eleman temini için Tarım liselerinin sayısının artırılması ve müfredatının ise Türkiye’nin ekosistemine uyumlu tarım ve hayvancılık faaliyetlerini içeren uygulamaya yönelik hazırlanması hedefe ulaşmayı kolaylaştıracaktır.
Bu uygulama, gençlerin tarımsal üretim faaliyetleri konusunda akademik yeterlilikte yetişmesi bakımından önemlidir. Ayrıca genç yaşta iş sahibi olma ve kazanç elde etmeye başlaması anlamında da hem ekonomik, hem sosyolojik ve hem de gelecek kaygısı taşımayan daha sağlam bir kuşak olması bakımından çok yönlü olarak fayda sağlayacak bir uygulama olacaktır.
2. Üretici Daha Çok Kazanmalı
Kırsal kalkınmanın en temel şartlarından biri, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesidir. Bugün birçok üretici ürününü, aracı firmalara ya düşük fiyatla satmakta ya da işçi maaliyetlerinin yüksekliği ve pazarlamada karşılaşılan çeşitli sorunlar nedeniyle ürününü tarlada bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu durum tarımın, hem hayvansal ve hem de bitkisel üretiminde çeşitli boyutlarda karşılaşılan ciddi bir sorun olarak yaşanmaktadır. Bunun önüne geçmek için bölgesel ölçekte ve ürüne dayalı planlamalar yapılması gerekmektedir. Bunların başında ise ürünün özelliği ve arz talep dengesine göre yöreye has planlamanın yanı sıra dünya piyasalarındaki krizlere göre çözüm odaklı stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Aşağıda ana hatları ile belirtilen çözümler rutin uygulamalar olarak hayata geçirilirken dünyada yaşanan, savaşlar, kuraklık, salgın hastalık gibi olağanüstü durumlarda ise tarımla ile kriz masası kurulmalıdır. Böylece üretici mağduriyetlerinin yanı sıra tüketicinin de ürüne ulaşmasının önündeki engelleri aşacak çözümler üretmelidir.
Bu nedenle köyler sadece ürünün yetiştirildiği, ham madde kaynağı alanlar değil ayrıca işleme tesisleri ve doğrudan pazarlama birimlerinin kurulduğu önemli ticaret merkezleri haline gelecektir.
Örneğin:
- Süt doğrudan köyde kurulan fabrikalara satılabilir (yakın konumdaki birkaç köy için merkezi konuma kurulacak fabrika sütlerin kısa sürede toplanıp, paketlenerek pazara sunulması işlemlerini daha verimli kılacaktır).
- Köy ölçeğinde mandıralar kurulabilir.
- Yoğurt, peynir, tereyağı gibi katma değerli ürünler üretilip tanınırlığı desteklenebilir.
- Et işleme ve soğuk hava tesisleri oluşturulabilir.
- Meyvecilik bölgelerinde ise meyve suyu ve kurutma tesisleri ile paketleme tesisleri kurulabilir.
Yukarıda belirtilen bu uygulamaların faaliyete geçmesi demek, gerek hayvansal ve gerekse bitkisel üretimde sadece yakın pazar talepleri değil uzak pazarların da taleplerine cevap verebilir nitelik kazanması anlamına gelmektedir. Çünkü üretim sahalarında paketleme tesislerinin kurulması, ürünün raf ömrünü uzatılmasının yanı sıra, uzak pazarlara sunulması avantajları ile de ürüne katma değer katacak ve yörenin tanınırlığı artıracak uygulamalar olacaktır. Ayrıca üretimin fazla olduğu yıllarda, ürün değer kaybını minimum düzeye indirecektir. Böylece üretici yalnızca ham madde satan kişi olmaktan çıkar; ürününü işleyen, markalaştıran ve daha yüksek gelir elde eden bir ekonomik aktöre dönüşür.
3. Gençler İçin Köyde Yeni İş Alanları Oluşturulmalı
Köye dönüşün başarılı olabilmesi için gençlere, sadece tarla veya ahır göstermek yeterli değildir. Gençlerin bilgi ve teknoloji becerilerinden yararlanılarak, sosyal yaşam beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yeni bir kırsal model kurulması gençlerin köye dönüşünü kolaylaştıracaktır. Bölgenin ekolojik özellikleri ve tarım potansiyeli göz önünde bulundurularak kurulacak Tarım liselerdeki bölümler ve müfredat, yörenin coğrafi potansiyelini işlemeye ve kalkınma yönelik uygulamalar şeklinde düzenlenmelidir. Böylece gençler hayvancılık da yapsa, bitkisel üretim de yapsa bilimsel temellere dayalı olarak üretim yapan birer birey olarak dünyadaki yerlerini alacaktır. Bu uygulama gençlerin verimli bir şekilde yetişmesinde ve kalkınmadaki önemli adımlar olacaktır.
Modern kırsal modelde gençler için, çağımız ihtiyaçlarına cevap verebilen iş kollarına yönelik eğitimlerden sadece birkaçı aşağıda verilmiş olup bölgeye ve değişen zamana göre yenileri eklenebilir veya değiştirilebilir. Günümüz koşullarında yapılabilecek belli başlı uygulamalar şunlardır:
- Akıllı tarım uygulamaları
- Topraksız tarım
- Seracılık
- Hayvan sağlığı ve bakım hizmetleri
- Gıda işleme tesisleri
- Paketleme ve pazarlama
- Kooperatif yönetimi
- Dijital satış platformları
- Kırsal turizm
- Yenilenebilir enerji sistemleri
Bu yaklaşım sayesinde köy, sadece geleneksel üretim alanı değil; aynı zamanda gençlerin teknolojik bilgi ve deneyimlerini tarıma entegre edebildikleri istihdam merkezi haline getirilebilir.
4. Topraksız Tarım ve Planlı Üretim Desteklenmeli
Toprağın verimsiz veya tarım alanının sınırlı olduğu bölgelerde topraksız tarım önemli bir fırsat sunmaktadır. Özellikle şehirde büyümüş ve klasik tarım deneyimi olmayan gençler için bu sistem daha öğrenilebilir, daha kontrollü ve daha teknolojik bir üretim alanıdır.
Bunun yanında tarımda en önemli sorunlardan biri plansız üretimdir. Bir yıl fazla ekilen ürünün para etmemesi, üreticiyi zarar ettirmekte ve tarımdan uzaklaştırmaktadır.
Bu nedenle bölgesel ölçekte:
- Hangi ürün nerede yetiştirilmeli?
- Hangi ürüne ne kadar ihtiyaç var?
- Hangi ürün desteklenmeli?
- Hangi ürün işlenerek katma değere dönüştürülmeli?
gibi sorulara cevap veren planlı tarım politikaları geliştirilmelidir.
5. Güneş Enerjisi Kırsal Kalkınmanın Güçlü Bir Parçası Olabilir
Türkiye, güneşlenme süresi bakımından önemli bir avantaja sahiptir. Bu avantaj kırsal kalkınmada çok daha etkin kullanılabilir.
Köylerde, güneş enerji sisteminin dahil edildiği ve çok yönlü katma değeri olan agrivoltaik tarım sistemlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Sürdürülebilirlik anlamında önemli olan bu uygulama ile hem elektrik enerjisi, hem de gıda talebini karşılanın yanı sıra ekonomik anlamda çok yönlü katma değer katacak yenilikçi sistemler yaygınlaştırılabilir. Aşağıda bu uygulamanın sadece birkaçı verilmiş olup bölgelerin coğrafi özelliklerine göre yapılacak uygulamalar ile zenginleştirilebilir. Kazanımlar:
- Ahırların elektrik ihtiyacı karşılanabilir.
- Süt sağım ve soğutma sistemlerinin enerji ihtiyacını karşılayabilir.
- Seralarda enerji maliyeti azaltılabilir.
- Gıda işleme tesislerinin giderleri düşürülebilir.
- Konutların elektrik ihtiyaçları daha düşük maliyetle sağlanabilir.
- Ani sağanak yağış ve dolunun tarım ürünlerine olan zararlarını minimum düzeye indirmesi ile maddi kayıp azaltılabilir.
Buna göre agrivoltaik tarım uygulaması çevre dostu ve sürdürülebilir bir kırsal üretim modelinin uygulanabilirliği bakımından önem taşımaktadır.
6. Modern Köy Yaşamı Kurulmadan Köye Dönüş Zor
Gençlerin köye dönmesi için köylerin yalnızca üretim açısından değil, yaşam kalitesi açısından da cazip hale getirilmesi gerekir.
Bugünün gençleri; interneti olan, sosyal alanları bulunan, çocukları için iyi eğitim imkanları sunan, temiz ve güvenli bir çevrede yaşamak istemektedir.
Bu nedenle köylerde:
- Güçlü internet altyapısı
- Modern konut alanları
- Spor salonları
- Sanat atölyeleri
- Kütüphane ve kafe alanları
- Kreşten liseye kadar olan kademelerini içeren, eğitim entegrasyonun kurulması ve kırsal kalkınma programına dahil edilmesi ile kadın istihdamına önem verilmesi
- Yörenin ekosistemine uygun peyzaj sistemi ve çevre düzenlemesi ile zengin içerikli sosyal yaşam alanları düzenlenmesi vb. uygulamaların yaygınlaştırılması
Bu yatırımlar köy-kent arasındaki yaşam tarzı farkını azaltacaktır. Ayrıca köyde yaşamak, bir fedakârlık ve mağduriyet değil; bilinçli ve kaliteli bir yaşam tercihi haline gelecektir.
7. Kadın İstihdamı Kırsal Kalkınmanın Merkezinde Olmalı
Kırsal kalkınma yalnızca üretim artışıyla ölçülmemelidir. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımı da bu sürecin en önemli göstergelerinden biridir.
Mandıra işletmeleri, meyve kurutma tesisleri, paketleme alanları, yöresel ürün atölyeleri, kooperatifler ve kırsal turizm faaliyetleri kadınlar için önemli istihdam alanları oluşturabilir.
Kadınların kayıtlı, sosyal güvenceli ve gelir getirici işlerde yer alması, köylerin ekonomik gücünü artırırken aile refahını da yükseltmede de önemli rol oynayacak uygulamalar olacaktır.
8. Köyler Geleceğin Yaşam Alanları Olabilir
Dünyada iklim değişikliği, nüfus artışı, doğal rezervlerin bilinçsizce tüketimi, savaşlar gibi konular gıda güvenliği, temiz enerji ve sürdürülebilir yaşamı zorlaştırmaktadır. Bu süreçte kırsal mekanların yaşam merkezlerine dönüşebilmesi stratejik bir önem taşımaktadır. Ancak altyapı ve programlama yetersizliği nedeniyle henüz köylere dönüş istisna düzeyinde olup ekonomik ve sosyolojik anlamda gelişme kaydedecek düzeyde eyleme geçememiş durumdadır.
Dünyadaki kaynakların bilinçsizce ve hızla tüketilmesi eğilimi, gelecek için bir tehdit oluşturmaktadır. Ülkelerin güçlü olması yalnızca büyük şehirleriyle değil; üretken, dirençli ve yaşanabilir kırsal alanlarıyla da öne çıkacaktır.
Küresel iklim değişikliğine karşı oluşturulan eylem planlamalarında dirençli ve sürdürülebilir kentler üzerinde yoğun çalışmaların yürütüldüğü günümüzde, kırsal mekan sürdürülebilirliğine yönelik tedbirler doğanın kendini restore etme düzeyinin altında kalmaktadır. Halbuki ekosistemindeki tehditleri göz önünde bulundurarak, sürdürülebilirlik için bilimsel çalışma ve yatırımların dirençli kentler yerine yukarıda modellenen kırsal mekan planlamalarına dönüştürülmesi, sıfır karbon ayak izi hedefleri ve sürdürülebilirlik için daha etkin, daha kolay ve daha yaşanabilir bir uygulama olacaktır.
Bu nedenle köyleri yeniden düşünmek, yalnızca nostaljik bir yaklaşım değildir. Aksine, geleceğe yönelik sağlam ve sürdürülebilir uygulamaları olan güçlü bir kalkınma vizyonudur.
Sonuç: Köyler Yeniden Umudun Merkezi Olabilir
Köye dönüş mümkündür? Evet. Ancak bunun yolu, köyleri eski şartlarıyla bırakmak değil; modern, üretken, temiz, teknolojik ve sosyal açıdan güçlü yaşam alanlarına dönüştürmekle mümkündür.
Ekonomik sektör yelpazesi çok geniş olan kırsal mekanlar, sürdürülebilirlik ilkeleri ile yeniden planlamak, küresel iklim değişikliği ile mücadelede de etkin adımlar olacaktır. Başka bir ifade ile kırsal kalkınma eylemleri, artan şehir nüfusu ve tüketim anlayışının, karbon ayak izi etkilerine olan baskısının azaltılmasında önemli rol oynayacak uygulamalar olacaktır.
Organize hayvancılık alanları, planlı tarım, güneş enerjisi, topraksız tarım, modern konutlar, eğitim kampüsleri, sosyal alanlar ve güçlü pazarlama sistemleriyle köyler yeniden cazibe merkezi olabilir.
Böyle bir dönüşüm yalnızca köylerin canlanması değil, şehirlere de nefes aldıracaktır. Şehirlerin yükünün hafiflemesi demek karbon ayak izi etkilerinin azalması demektir. Bu durum iklim değişikliği ile ilgili mücadelede sürdürülebilir, gerçekçi bir yaklaşım olmasının yanı sıra artan dünya nüfusun da gıda arzını karşılamada önemli adımlar olacaktır.
Yukarıda belirtilen çevre ve insan odaklı planlamaların, sürdürülebilir ekosistem ilkeleriyle çağımızın ihtiyaçlarına cevap veren içeriklerde uygulanmaya alınması ile köyler, umutların yeşerdiği yaşam alanlarına dönüşebilir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözü, köylerin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak güçlendiği bir düzende gerçek anlamını bulacaktır.
Dünya Çiftçiler Günü Kutlu Olsun
Prof. Dr. Fatma KAFALI YILMAZ